Bozuk Plak

bozuk-plak_440583Bozulmuş plak başlığı oldukça dikkat çekici duruyor. Daha bu yazıyı tamamlamadan, benimde dikkatimi çekti. Değişimin şart olduğu zamanlarda, böylesi daha makbul oluyor. Düşünüyorum da, yaşamlarımızda ne kadarda çok bozuk plak var. Bazı konuların sürekli tekrarı, insanların bilinçaltlarında kayboluşlara sebep oluyor. Biz tekrarlardan kaçınıp, yeni bir detaya değiniyoruz. Asıl bozuk plak gibi kendini dayatan; sürekli aynı ritimde ve aynı tonda bozuk notalar misali ses çıkaran, erkek egemen zihniyetin yaşamsal alanlarda ki kadınlara olan yönelimleridir. Son süreçlerde birçok feminist grupların, kadın eksenli dayanışma ağlarının tartıştığı bir konu üzerinden giderek yazımızın gelişme bölümüne doğru yol alalım.

‘Ücretli-ücretsiz emek boyutlarında kadın.’ cümlesine üstten baktığımızda ücretliye anlam verebiliyoruz. Fakat bu ücretsiz kadın emeği nedir? Bunu da nereden türettiler? Yazımızın içeriği, bu sorulara dayanmayacak. Sorularımızın, azlığına çokluğuna çok takılmamak gerekiyor. Yanıtları basittir. Kadınların ev yaşamında ki emek boyutundan bahsediliyor. Erkek egemen zihniyetçe: ‘Kadının işi evinde oturmaktır.’ payını bizler farklı ele alıyoruz. Yaşamsal boyutta kadın gücünün önemine ve analitik zekâ hâkimiyetinin oranlarına rağmen arka cephelere koyulmasının saçmalığından bahsediyoruz. Tabi ki sizde artık duymaya alıştınız; bunu dayatan yine egemen sistemin kendisi oluyor. Bugün bu konu üzerinden farklı bir alana geçiş yapacağız. Kadın birçok alanda, farklı boyutlarda ki haksızlıkların, boyunduruğu altında yaşamak durumunda kalıyor. Ücretli ve ücretsiz emek alanlarında yaşadığı haksızlık boyutları, taşıdığı prangalara örnek oluyor. Alternatif çözüm olarak yasalar, mücadele vb. gibi birçok seçenekler sunuluyor. Yasalar katillerimize, takip kararı bile çıkartmıyorken; kadın, ikinci seçeneği olan, ‘nasıl bir mücadeleyi benimsemeli’ arayışına giriyor (Susmayı tercih etmek seçeneğini artık koymuyoruz bile!).  Yazılarımda, –geçmişte- kelimesine çoğu zaman rastlayacaksınız; kıyaslama olarak sayılmasa da, geçmişe bakarak geleceğe şekil vermek, insana tecrübe kazandırıyor. Bozuk plak deyiminden aklanmak adına da bu şart oluyor. Her neyse konumuza geri dönüş yapacak olursak, susmayı seçeneklere koymuyoruz demiştik.

Direniş ve Mücadele!

Asıl değinmek ve de ulaşmak istediğimiz konuya geldik. Nasıl ki kadınlar çizilmiş tablolarda, mutfakta, evde, temizlik yaparken görülüyorsa, bazı boyutlarda da bu değişmiyor. Devletin iplerini omzuna takıp, bazı yerlerden de hibeleri alarak: ‘Biz direniyoruz!’ diyenler sayesinde. Bu tarzlara bozuk plak misali, sürekli rast gelmek mümkün elbet yahut ‘artık görmeye alıştık’ diyerek, normal kılınan bir durum haline gelmesi de… Fakat bunlar kesinlikle normal kılınmaması gereken önemli detaylardır. Tuvalde, en hassas fırçayı kullanmamız gereken, yüz detaylarının ta kendisidir.  Bu yanlış yönelimler sizi direnişin mutfağında ki kadından öteye taşımayacaktır. Kadın bilinci ile direnmek; belirli günler ve haftalarda mor giyerek, femen işaretli dövizler taşımak değildir. Saflarda buluşmanız gereken alanların yol tarifini, içinizde ki netleşmeler verecektir. Uzun sokaklardan yürüyüp; sola, sağa dönüp, alt/üst geçitlerden geçip yorulmanıza gerek yok. Yorulmanıza gerek yok derken, size bir örnek vermeliyim. İzlediğim bir film diyaloğu beni, doğru yolda ki sorgulamalara itmişti. Film repliğinde şöyle bir diyalog söz konusuydu: ‘ Burjuva kadınları: Bizler bu mücadele sürecinde, ülkemizin özgürlüğü için çadırlar kurmalıyız. Bu çadırlarda savaşan erkeklerin yaralarını sarıp, onları iyileştirmeliyiz. Ek olarak onlara, savaşta güç kazanmaları için yemek temini de yaparız. Böylece üzerimize düşen görevleri yapmış olacağız. Biz kadınların ülkemiz adına olan, özgürlük savaşımızda ki görevleri oldukça önemlidir.’ Bu cümleler, filmde ki bir grup kadının görüşüydü. Diğeri ise : ‘ Doğru sağlıkçı ekiplerimizde oluşturulmalı. Ancak kadınlarda eline silah almalı ve özgürlükleri adına ayrıca mücadele etmelidirler. Ülkemizin özgürlüğünden sonra ne olacak? Biz kadınlar yine erkek eliyle kazanılmış bir ülkede özgür mü sayılacağız? Hayır! Ama biz kadınlarda elimize silah alıp ayrıca cins özgürlüğümüz adına da savaşırsak bu kervan yönünü değiştirecek. Kurulacak olan özgür ülkede, kadınlarda özgürlüğünü elde etmiş olacak. Bu savaş salt erkeklerin değildir. Bu ülke bizimde ülkemiz! Bizlerde bu topraklarda doğduk ve bu topraklarda öleceğiz.’ Film kesitinden küçük bir örnekti. İki ayrı görüş ve ikisinin de görüşleri kendilerince oldukça mantıklı. Özce, iki görüşün birleştiği nokta ne oluyor? Biz bu soruya farklı bir soru ile devam edelim: ‘Direnişin mutfağı mı yoksa ön cephesi mi?’ Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Bunun kararını verecek olanlar sizlersiniz. Karar verme aşamasında şunu aklınızdan çıkarmayın: sorunlarınızın tespitini yapmak yeterli değildir. Yer değiştirerek sorunlardan kaçmanızda tabi. Önemli olan bu sorunların çözüm yolunun doğru arayışlara ulaştırılmasıdır. Sizi ve bedeninizi, zirvelere taşıyabilmek adına yazılmış olan bu yazıya anlam vermenizde yeterli olacaktır.

Sonuç bölümüne geçmeli artık: PKK hareketi, bu hedef boyutları ile zirveye ulaşmış ve bozuk plakları kırmıştır. Birçok alanda ki kadın örgütlenmeleri ve faaliyetleri ile dünya kadın devriminin başlangıcını gerçek kılmıştır. Film repliğinde var olan diyaloglar yaşamda ki pratiğini, Özgürlük Hareketi’nin saflarında bulmuştur. Silahı zılgıtlaştıran yoldaş Bêrîtan’dan, dik duruşun sembolü Saralardan, fedai ruhu ile ölümsüzlük tarihine yazılan Arîn Mîrkan’a uzanan; gerçek Direniş boyutlarının öncülerine yürek olmuşlardır. Bedenlerin özgürleşip, bedellerle güzelleştiği bu kavga, bu direniş sizi doğrudan ulaşmak istediğiniz noktalara ulaştıracaktır. Yazımızın; tüm giriş ve gelişme evreleri bu sonuca ulaşmak için oluşturuldu. Dervişlerin, hakikate ulaşmak adına aştıkları çöllerin sonu yoktur. Aradıkları hakikat aslında kendi gerçeklikleridir. Gerçek hakikatin, gerçek direnişin, gerçek ve güzel olan yaşamın nerede olduğunu bulmanız için bir derviş ya da serüvenci olmanıza gerek yok. Ben size küçük bir ipucu vereyim:

İlk önce yaşamınızda ki bütün bozuk plakları kırın; kırın ki size seslenen hakikatinizi duyabilesiniz. Kırdıktan sonra kulağınızı ovalara, dağlara yöneltin. İşte o ses! Bak işte o sesi artık sende duyuyorsun! Şimdi de, o sesin yükseldiği yere doğru ilerle…

Hoş geldin!

Yasemin Mavi

On Ocak 15th, 2015, posted in: Jineoloji, KJKONLINE by