İdamlar karşısında durmaya çağırıyoruz

KJK- BAYRAĞI[1]KADINLARA, HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA

 İran İslam devleti her seferinde çeşitli bahanelerle gittikçe sayıları artan kadın idamları gerçekleştiriyor. Erkek egemenlikli sistemin bütün kaba zalimliği ve vahşeti, kurnazlığı ve sinsiliği,  bireyciliği ve değer tanımaz hoyratlığını kendisinde yoğunlaştırıp derinleştiren İran devleti kadın karşısında bir soykırım rejimi olarak sistemin devamlılığını sağlamaktadır. Esasında İslam adına yapılanın tam bir İŞİD yansıması olduğu ve aslında tüm yobazlığını din şeriat kanunları ile gizlemek istediği gün geçtikçe artan örneklerden daha iyi anlaşılmaktadır. Erkek aklının kadın karşısında yaşadığı kompleks ve kıskançlık ve en önemlisi de kadın gücünden duyduğu korku bu gibi insanlık dışı cezai yaptırımlar kendisini dışa vurmaktadır.  Buna göre son dönemde sadece rejim kanunları sınırında giyimlerine dikkat etmedikleri için binlerce kadın müebbet hapis cezalarına çarptırıldıkları gibi yüzlerine asit dökülen kadınların sayıları da gittikçe artmaktadır.

 Son olarak ise Nahid xiyaswendî adlı genç Kürt kızı uyuşturucu kullanıyor iddiasıyla idam edilmiştir. İran soykırım rejiminin bu insanlık dışı yaptırımları kesinlikle hukuksal bir çerçevede ele alınmış adli bir suç olarak değerlendirilemez. Nihayetinde toplumsal ahlakın aşındırılması sonucunda gelişen tüm adli suçların esas faili cinsiyetçi ve şiddet yanlısı sistemin kendisidir. Durum öyle olmasına rağmen sistem kendi yaratımlarını kadına ödettirmede ve başkalarını cezalandırarak kendi kirliliğinin üzerini hukuk kisvesiyle örtmede çok maharetlidir. İran’ın kadın karşısındaki uygulamaları tek tek değerlendirilse bile bunları bireysel olarak ele almayacağımız gibi bu vahşeti gerçekleştirmekle esas olarak toplumsal bazda ne yaratılmak istendiğinin sömürgen şifreleri çözülmeli ve topluma özümsetmek istedikleri gerçekliğin farkına varılmalıdır. Sadece farkına varmak da yetmiyor. esas olarak bu yaklaşımlar karşısında yapılması gerekenleri eylemleştirmek vazgeçilmez gerçekler olarak önümüzde durmaktadır. Çünkü bu yapılmazsa kadın üzerindeki kırımın biçimi ve niceliği gittikçe artmaktadır. Kadın üzerinde yaratılan bu vahşetle “kadını hangi pozisyonda görmek istiyorsam o esasta olacak eğer aksisi olacaksa o zaman seni yaşatmam” mesajları iletilmek isteniyor.

En son reyhanneh Jabbari’de görüldüğü gibi “sana tecavüz de edilse kaderine razı geleceksin ve erkek egemenlikli sistemi sorgulamayacaksın” gibisinden sömürgen şifreler ile toplumsal genlere nüfuz etmek isteniyor. Tabi yavaş yavaş uyanışa geçen toplumsal duyarlılık artık bu insanlık dışı uygulamaları kabul etmeyecektir. Korku imparatorluğu artık insanlık üzerinde eskisi gibi hükmünü sürdüremeyecektir. Toplumsal yaşama her anlamda SOS alarmı verdirten bu sisteme karşı insanlık vicdanı ve toplumsal ahlak bir duvar gibi yükselmektedir. Kobani’nin direnişle pekişen topraklarında yükselen insanlık onuru ve orada gelişen Kürt kadın kahramanlığı her tür sistem karşısında örnek alınmalıdır. Artık Ortadoğu’nun her karış toprağında insanlık vicdanı ve toplumsal ahlak duvarı yükseltilmelidir. Onun için artık sudan daha ucuz haline gelen insan yaşamına, kadın özgürlüğüne ve başta kürt halkı olmak üzere bütün halkların demokratik komünal yaşam haklarına karşı daha duyarlı olup örgütlü bir mücadele ile başta siyasi tutuklular olmak üzere her türlü idamlar karşısında durmalıyız. Mademki erkek egemenlikli sistem başta kadın karşısında olmak üzere bütün ezilen kesimler karşısında o kadar örgütlü ise bizim de daha fazla örgütlü bir eylemlilikle bu yaklaşımları bertaraf etmeliyiz. Onun için başta kadın ve gençlik olmak üzere insanlık vicdanı ile kendini sorumlu gören herkesi daha büyük bir karşı duruşa çağırıyoruz.

KJK KOORDİNASYONU

On Aralık 17th, 2014, posted in: KJK Basın Açıklamaları, KJKONLINE by