TÜRKİYE’NİN TEK İHTİYACI DEMOKRASİDİR!

besê-hozat-halkin-gorkemli-direnisi-yayilmalidir-20588-300x217R. T. Erdoğan, ‘‘Kuzey Suriye’de kurulacak bir eyalet sistemi bizim için bir tehdittir’’ babında bir açıklamada bulundu. Erdoğan Rojava’daki Kanton sistemini kendisine karşı bir tehdit ve tehlike olarak görüyor. Sanıyorum aynı şeyi Şengal için de düşünüyor. Yarın çıkıp Şengal için de ‘‘Demokratik Özerk Şengal, bizim için bir tehdittir’’ diyebilir. Erdoğan’a göre Kürtler bu Dünya’ya, köle ve kapı kulu olmak için gelmiştir. Bunun ötesinde varlıklarının bir anlamı ve değeri yoktur. Erdoğan Özgür Kürdü sevmiyor. Kürtlerin kendi öz yönetimlerine sahip olmasını istemiyor ve bunu Kürtlere layık görmüyor.

Ama Kürtlerin kendisine layık gördüğü tek şey özgürlüktür. Öz yönetimdir. Bin tane milyon tane  Erdoğan da çıksa hiçbir güç Kürtlerin Özgürlüğünü ve Demokratik Özerk Sistemini ortadan kaldıramaz. Bu gün Şengalliler de Rojava gibi kendi özerk sistemini kuruyor. Yarın aynı sistemi Telafarliler, Musullular, Kerküklüler, Xaneqinliler  kuracaktır. Demokratik Özerk sistem tüm bölgeye yayılarak bölgeyi demokratikleştirecektir.

Erdoğan’ın Rojava Kantonlarına yönelik yaptığı açıklamaları, Özgür Kürt düşmanlığı, demokrasi karşıtlığı ve Kürt halk Önderinin barış ve demokratik müzakere süreci taslağına karşı takındığı milliyetçi-faşizan bir tutum olarak okumak mümkündür.

Erdoğan’ın, Rojava Kürdistan’ında kurulan Kanton sistemini Türkiye için bir tehdit olarak görmesi, Erdoğan’ın Kobani’ye ve genel olarak da Rojava’ya karşı yürüttüğü savaşı sürdüreceğini gösteriyor. İŞİD’e verdiği desteğin devam edeceği anlamına geliyor. Bu aynı zamanda  Kürt sorununun demokratik çözümüne karşı direneceğinin de açık bir ifadesi oluyor. Erdoğan’ın Kürt düşmanlığı ve İŞİD kardeşliği, Erdoğan’ın sonunu getireceğe benziyor. Bu duruşuyla Erdoğan, Menderes ve Özal’ın kaderini paylaşmaktan kurtulamayacak gibi görünüyor.

Erdoğan’ı ölümden, Türkiye’yi dağılmaktan kurtaracak tek şey demokratik müzakeredir. Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi, Erdoğan’ın ve AKP’nin tek kurtuluş yoludur. Bunun çaresi HDP’nin zayıflatılması değil, güçlendirilmesidir. Güçlü bir HDP,  demokratik Türkiye’dir.

HDP’nin genel seçimlere parti olarak girmesi, HDP’nin ve dolayısıyla demokratik siyasetin güçlenmesini sağlayacaktır. Mevcut siyasi konjonktür HDP açısından çok büyük avantajlar sağlamaktadır. Uluslararası ve bölgesel gelişmeler, güçlenen demokratik dinamikler, halk hareketi, HDP’nin lehine yeni imkanlar ve fırsatlar açığa çıkarmıştır. Türkiye’yi iç savaşın eşiğine getiren AKP’nin başarısız iç ve dış politikası, demokratik siyaseti tek çare olarak dayatırken bunun da tek adresi HDP olmaktadır.

Kürt Halk Önderi, 17 Aralıkta HDP heyeti ile yaptığı görüşmede; ‘‘ HDP ile seçime girmek gerekiyor. Öbür türlüsü bizim için utanç vericidir’’ demektedir. Tüm kalbimle bu değerlendirmeye katılıyorum. HDP’nin Türkiye’de milliyetçiliği, mezhepçiliği, cinsiyetçiliği, tekçiliği aşmada tek alternatif haline geldiği bir süreçte HDP ile seçime girmemek tek kelime ile akılsızlık ve vicdansızlık olur. Halklara da demokrasi güçlerine de saygısızlık olur.

Bu konuda kaygısı olan ve ikircikli yaklaşan bazı kişilerin olduğunu görebiliyoruz. Bu yanlıştır. Kendine güven, başarmak için esastır. İyi çalışılırsa aşılmayacak hiçbir engel, yıkılmayacak hiçbir baraj yoktur. Başarının anahtarı çalışmaktır, çalışmaktır ve yine çalışmaktır. Şimdiden her kesin harekete geçmesi ve çalışması gerekiyor. En başta da Kadınların, Kürtlerin, Alevilerin ve Emekçilerin!

HDP kadınlar açısından büyük bir şanstır. Tüm kadınların özgürce ve eşitçe kendilerini ifade edebilecekleri ve demokratik siyaset yapacakları en güçlü ve en doğru zemin HDP’dir. HDP erkek egemen zihniyete ve siyasete karşı demokratik ve özgür zihniyetin ve  siyasetin partisidir. Dolayısıyla HDP bir kadın partisidir. HDP’nin başarısı kadınların başarısı anlamına geldiği gibi HDP’nin seçimde barajı aşması kadınların egemenlik barajını aşarak özgür yaşam perspektifini hayata geçirmesi anlamına da gelecektir.

HDP, Kadınlar,  Gençler, Aleviler,  Kürtler, Hristiyanlar  ve Emekçiler  başta olmak üzere ezilen tüm kimliklerin partisidir. Buradan bakıldığında hiç kuşku yok ki HDP’nin başarısı; ezilen, sömürülen, baskılara karşı direnen, barışı, demokrasiyi,  özgürlüğü ve eşitliği isteyen tüm toplumsal kesimlerin başarısı olacaktır.

HDP’nin barajı aşması durumunda Türkiye, yeni bir koalisyon hükümeti sürecine girecektir. Bunun emareleri oldukça fazladır. Bu koalisyon hükümetinin bir ortağı da HDP olacaktır.  Mevcut durumda HDP’nin de içinde olduğu bir koalisyon hükümeti Türkiye’nin en zaruri ihtiyaçlarından biridir. HDP’nin koalisyon ortağı olması Türkiye’nin demokratikleşmesinde belirleyici bir rol oynayacaktır. O açıdan başarılı bir HDP kesinlikle demokratik yeni bir Türkiye’dir.

Türkiye’de AKP güçlendikçe demokrasi zayıfladı, AKP devletleşti, demokrasi bitti. Şimdi ise bu denklemi tersine çevirmek lazım. Zayıf AKP, güçlü demokrasidir. Devletsiz AKP, demokrasinin zaferidir!

Demokratik bir Türkiye, Rojava Kantonlarını, Demokratik Özerk Şengal’i,  Erdoğan’ın gördüğü gibi bir tehdit olarak değil, Ortadoğu açısından büyük bir şans olarak görecek ve ilk tanıyan ülke olma onurunu yaşamak isteyecektir!

BESÊ HOZAT

 

On Ocak 2nd, 2015, posted in: KJKONLINE, KJK Gündemi by