ÜÇ FİDAN, ÜÇ CAN, ÜÇ DEVRİMCİ YOLDAŞLAR.

777Tam iki yıl önce bugün, üç can yoldaşımızı alçakça ve vahşice katledildi. İki yıl geçmesine rağmen bu katliam aydınlatılmadı ve aydınlatılmasına çok çaba gösterilmedi. Katliamı yapan güçlerin yani katillerin ortak çıkarları örtüştüğü için aydınlatılmaması ellerinden ne geliyorsa onu yapıyorlar. Ancak katliamcılar şunu çok iyi bilmeliler ki, ne halklar tarihinde nede kadınların tarihinde hiçbir haksızlık ve zülüm cevapsız kalmamış ve kalmayacağı kesindir. Hele bu acı beleklerimizde yer edinmişse asla ve asla unutulamayacağı kesindir. Halkların özgürlük özlemlerini kendinde bütünleştiren bu uğurda kırk yılı aşkın aralıksız mücadele yürüten Sara yoldaşı ve özgürlük mücadelesini gücünden sanki bi haberler!  PPK ve Özgürlük hareketi, şehitlerin hareketidir. Her bir şehidimiz binler ve milyonlara mal olmuş yani toplumsallaşmıştır. Toplumsallaşan bir hareket ve şehitlere mal olmuş bir parti,  öz tarihiyle buluştuğunun ispatıdır. Tarih yaşananlardır. Bizler tarihi yaşayanlardan yaşadık, onun için yaşadıklarımızı yaşatmak uğruna mücadele edip savaşacağız. Hakikat uğruna yola çıkmış yolcular yolunda şaşmaz ve emin yürüyüşlerle yürürler.

      Bu halk ve bu halkın özgürlük mücadelesini veren militanlar olarak, iki defa çok derinden bir alt-üst oluşu yaşadık, birincisi,  Önderliğimize karşı yapılan uluslararası komplo ikincisi de, Paris katliamıydı. Uluslararası komployu boşa çıkaran Önderliğimizin duruşu ve birde önderlik etrafında kenetlenen şehitler halkası ve sönmeyen direniş ateşi oldu. Paris katliamı belleğimize yapılan saldırı, tarihimize karşı inkâr, özgürlüğümüze karşı yapılan intikamdı. Bunu böyle biliyor ve böyle ele alıyoruz. Onun için belleğimizi kayıp etmedik ve tam tersine canlandı. Çünkü nice katliamları yaşayan bir halkın çocuklarıyız. Tarih bu anlamda biz de hep canlıdır.  Ne geçmişi ne de bu gün yaşanılanları unutmadık. Her acı, her bedel biz de güçlü mücadele gerekçesine dönüşür ve biz hesabımızı mücadeleye radikalleştirip yaygınlaştırarak sorarız. Acılarımızı, intikamımızı daha fazla güçlenerek özgürleşmeye dönüştürerek büyük hesap sorma tutumunu ortaya koyuyoruz.

Sara yoldaş kırk yılık özgürlük mücadelemizin öncüsü ve temsilcisiydi. Aile başlayan arayış ve sorgulamaları hep devam etti. Dersim katliamının çocuklarından birisi olarak halkının yaşadığı acı ve sorunlara karşı asla kayıtsız kalmadı. Seyit Rıza’nın torunu olarak onun direniş mirasına bağlı kalarak, Bese ve Zarifelerin direnişi kendi direnişiyle taçlandırdı.  Sara yoldaşı keskin ve net bir militan yapan bir yanda bu tarihi mücadelesiyle buluşturması yani hesap sormasıydı.  O tüm çağların Ana tanrıça kültürünün taşıyıcısı ve yaşatanıydı. O tarihine kök salmış, toprağıyla tohumlanmış, güneşiyle buluşmuştu. Onu var kılan, özgürlük yürüyüşünde tereddütsüz ve ikirciksiz kılan sağlamlığı ve tarih biliciydi. Tarihi bilmek geleceği bilmek ve mücadele etmektir. Sara yoldaş bunu yaptı ve ısrar etti.

 Daha grup aşamasında cins bilincini taşıyan ve PKK’ de özgürlüğü gören, bunun uğruna mücadele edilmesi gerektirdiğini fark edendir. Kırk yıllık mücadelesinde hep aynı coşkuyu, aynı heyecanı ve aynı sevinci yaşadı. Mücadele duruşu ilk katıldığı gibi devrim coşkusunu hep yaşadı ve yaşattı. Onun aşkı yazılamayacak kadar derin, anlatılamayacak kadar felsefikti. Devrime, kadına, tüm halklara sevdalı ve sevdası okyanuslar kadar büyük ve derindi.

 Zamana akışı büyük bir sevgi seli gibiydi.   Sürekli hareket halindeydi. Onu sabitlemek mümkün değildi.   Negatif bakış onun felsefesinde yoktu, her zaman pozitif olmak onun yaşama bakışıydı.  Tüm sorunlara çözüm bulan ve hemen pratikleştirendi. Toplumun tüm kesimleriyle diyalog kuran ve hemen de kaynaşıp sorunlarını çözen, onlara mücadeleyi anlatıp teşvik edendi. Halklar arasına asla ayrım koymayan, tam tersine halkların kaderlerinin ortak olduğunu savunan, bu ayrımı yapanın devletler olduğun onun için ortak mücadeleyle sonuç alınacağını savunandı. Demokrasi artık vaz geçilmez olmasa olmaz, halkların özgür iradesini temsil eden sistem olarak ele alır ve buna büyük bir tutkuyla inanırdı.  Ne halklar ne de kadınlar adına başka bir sistem kurtuluş sağlayamazdı. Yaşanmış tüm deneyimlerden açığa çıkan sonuç da bu değil mi? Bu açıdan Sara yoldaş özgürlük ve demokrasi mücadelesi için büyük çaba ve emek gösteren bir insandı. Barışa inanan ve barış için en fazla çaba gösterendi.  Başlayan çözüm sürecinden onun hedeflenmesi boşuna değildi. Sara yoldaş demokrasi susamışlığını tüm kadınlara, halklara mal etmiş ve duruşuyla ispatlamıştı. Dünya insanlığı ve kadınları sahiplenerek cevap verdiler. Bu kapitalist moderniteye en büyük cevaptı. Kapitalist modernite karşısında ,demokratik moderniteyi savunmak onun militanı olmak onurluca duruştur. SARA, ROJBİN, RONAHİ Bunun ifadesi ve duruşuydu.

     Kadınlar onun Aşkı ve yaşam kaynağıydı. Bu duruş tarihten süzülüp gelen bir gelenek bir birikimin somutlaşmış ifadesiydi. Çünkü o kadındı, kürtü ve aleviydi. Bunların toplamı onu ifade ediyordu. Kadınların bin yılların sömürüsü, Kürdün inkârı, Aleviliğin özünde uzaklaştırılması onda bir birikim, öfke ve intikama dönüştü ve bunların toplamını PKK de gördü ve özüyle buluştu. PKK ‘yi de PKK yapan bu özün kendisidir. Sara meydanlarda önde yürüyen, dağlarda mevzilerde olan, zindanda büyük direnen kadındı. Yani hep öndeydi, kavganın tam da orta yerinde.  İnandığı doğruların savaşçısıydı. Bu anlamda redleri ve kabulleri netti. Önderlik sara yoldaşı hep mücadeleci ve asi bir kadın olarak da tanımladı. . Onun felsefesi hep mücadeleydi, onun yürüyüşü ve duruşu mücadeleydi. Mücadelesizlik onun için ölümdü. Bir devrimci açısından da öyledir.  Çünkü bizi biz yapan mücadeledir.  Sara yoldaş, mücadele tarihimizin toplamı, direnişimizin öncüsü, kadının kurtuluş ideolojisiydi. İdeoloji soyut veya salt teorik bilgiler değildir elbette. Sara yoldaş yurtseverliği, mücadeleyi, estetiği, özgün örgütlülüğü ve özgürlüğü esas alan, ilkelerinde tavizsiz ama mücadele tarzında esnek ve kapsayıcıydı. Bu mücadele felsefesi ve yaşam anlayışı onu var kılıyordu.   Bize düşen bu ideolojiyi yaşamak ve yaşatmaktır. Başkada yaşam şansımız olmadığı kesin ve yoldaşlığın gereği budur.

    Sara yoldaşı anlatmak gerçekten çok zor. Ancak kendisi zaten varlığıyla, mücadelesiyle, duruşuyla kendini anlatmış. Bize kalan anlamak ve uygulamaktır.  Onun mücadelesi biz kadınların mücadelesidir. Büyük devrimci, özgür kadın, güzel yoldaşımızın yaşam felsefesi bizim de yaşam felsefemizdir. Ona daha sıkı tıp kı onun gibi aşk düzeyinde bağlı kalarak geliştireceğiz. Ona yol alarak, onunla büyüyeceğiz. Sara yoldaşın ardılları olan Rojbin ve Leyla yoldaşlarda kadının özgürlük değerlerine hep bağlılık temelinde ilerlediler. Avrupa’ın dondurucu, buz gibi ortamında güneşin ışınlarıyla beslenerek yol aldılar. Dil bırakılan bir halka dil, geleceği karartılmak istenen bir halka gelecek oldu. Bundan ki katiller onları da hedeflediler. Onlar şahsında özgür kimliğimizi ve geleceğimiz hedeflediler.

Ancak katillerin hesaba katmadığı bir şey daha vardı ki o da binlerin Saralaşması, Rojbinleşmesi ve Leylalaşmasıydı. Kadın hareketi Paris katliamı karşısından en büyük hesap sorma gücünü Rojava ‘da başlayan kadın devrimini yaygınlaştırarak ortaya koydu, koymaya devam ediyor. Kobani ve şengal direnişi bu anlamda bir hesap sorma tutumuydu. Özgür yaşam inşacıları olarak üç büyük devrimci kadının hayallerine, özlemlerine cevap olma temelinde yol alacağız. Özgür yaşam ve demokratik kurtuluş sürecini başarıyla geliştireceğiz. Yollarından yürüyerek olması gerekeni yani başarıyı mutlaka sağlayacağız. Yolunuz yolum, sözünüz sözümdür.

AYTEN DERSİM

On Ocak 9th, 2015, posted in: KJKONLINE, KJK Gündemi by